En pahalı tasarım hatasını genelde bütçe değil, "herkesi memnun etme" isteği yaratır. Bir kozmetik markası düşünün. İlk kimliği net: cesur bir renk, sivri bir tipografi, belirgin bir karakter. Sonra bir müşteri "biraz daha yumuşak olsun" der. Başka biri "biraz daha modern" ister. Altı ay sonra marka hâlâ ayakta ama artık kimseyi hatırlatmıyor — ne ilk günkü cesur haline, ne de rakiplerinden farklı bir şeye. Aynı hikâyeyi teknoloji markalarında da görürsünüz. Her yeni paydaş bir önceki kararı biraz daha törpüler. Sonunda ortaya çıkan şey "kimseyi rahatsız etmeyen" ama aynı zamanda kimseyi ikna etmeyen bir tasarım oluyor. Güçlü bir kimlik, bazı insanların onu sevmemesini göze alabilmektir. Tasarımcının işi burada müşteriyi değil, kararı korumaktır.

LinkedIn'de Gör →